19 Aralık 2009 Cumartesi

İKTİDAR MÜCADELESİ


İKTİDAR MÜCADELESİ 

    Uzun zamandır bir iç hesaplaşma yürütülmektedir. Bu bir anlamda ikitidar mücadelesi. Çok denklemli bir iktidar mücadelesi olduğundan çatışmalı geçmekte. Kavgayı yürüten her iki taraf da homojen bir yapıya sahip değil;taraflar hem birbirleriyle kıyasıya mücadeleye tutuşmuş, hem de her bir tarafın içinde kavga var. Görünürde kavganın bir tarafını stotükoyu savunalar, bir tarafını da İslamcı ideoloji temelinde ‘değişim’ öngörenler oluşturmakta.

    Stotükoyu savunan taraf, Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi. İçinden bazı farklı sesler çıksa da yargıyı oluşturan kurumlar da bu cephede yer almakta. Diğer cephede ise, İslamcı ideolojiyi temel almış neo-liberal politika uygulayıcısı Adalet ve Kalkınma Partisi ve destek aldığı bazı cemaatler var. İşin ilginç yanı, iktidar partisi cephesini değişimden yana olduğunu iddia eden bazı aydın çevreler de desteklemektedir. Ortak noktaları ‘değişim’ ama nasıl bir değişim istedikleri belli olmadığı gibi, istedikleri değişimde önderlik rolü verdikleri İslamcı ve üstelik neo-liberal olduklarını iddia edenlerle demokrasinin kurulup kurulamayacağını sorgulamıyorlar. İslamcılar da seçkinci-elitistler gibi daha şimdiden kendi elit tabakasını yaratmış durumda. Farklı olanlara karşı ne kadar acımasız olduklarını tartışmaya gerek bile yok. Farklılıkları yadsıyan sınırsız egemenlik istemektedirler. Bu anlamıyla klasik elitistlerin tersyüz edilmiş bir biçimidirler. Biri çağdaşlık adına ülkenin çağ dışında kalmasını sağlamakta, diğeri de ‘değişim’ teranesiyle açıktan çağdışılığı temel almakta. Sonuçta her iki taraf toplum mühendisliği ortak noktasında buluşmaktadır.

    Bu günkü koşullarda Ordu içinde de bir bütünlük olduğunu söyliyemeyiz. Hem emekli olmuş bazı generallerle Ordu, hem de Ordu içinde subaylar arasında görüş farklılıkları var. Bunlardan bir kısmı açıktan darbe istemekte, genel kurmaylığı darbeye zorlamak için olmadık provakasyonlar yapmaktalar. Türkiye’nin ve dünyanın içinde bulunduğu konjektörü hiçe sayarak hareket etmekteler. Bu kesimin başarıya ulaşacağına inanmıyorum. Gelinen bugünkü noktada darbe Türkiye açısından bitim demektir. Dün bazı generallerin gözaltına alınması olayı, aslında Genel Kurmay Başkanlığı’nın bu kesime karşı bir misillemesidir. Yani sorguya alınan generallerin ve bunların Ordu içindeki yandaşlarını hizaya getirme taktiği olarak görülmeli. Ama Türkiye’nin içinde bulunduğu konjektör dikkate alındığında, böylesi bir operasyonun birden fazla hedefleri içerdiği de bir gerçektir.

    CHP, MHP ve Ordu yönetiminin hareket tarzı bugünkü hükümeti bir darbeyle düşürmekten ziyade daha çok yıpratma, mümkünse erken seçime gütürerek tek başına bir daha iktidar olmasını engellemedir. Hatta ölçülü ekonomik krizler yaratak hükümet üzerinde baskı aracı oluşturmak istemektedirler. Tutuklamaların başlamasıyla birlikte Türkiye, uluslararası arenada sermaye akışı ve yatırımlar açısından riksli ilan edilmiş durumda. Türk Lirasına karşı Avro ve dolar yükselişe geçmiştir. Hükümet bu duruma karşı ne kadar direnir kestirmek güç. Eğer bu hamlalerle başarılı olamazlarsa, yeniden kapatma davası açmaya kadar işi ilerleteceklerini sanıyorum. Bu süreçte eğer bir erken seçim kararı alınırsa Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidar kuracak oranda oy alamayabilir. Veya erken seçimden yüzde otuzlarla geri gelerek hükümet kursa da uzun ömürlü olamaz. Sonuç olarak böyle bir durum, AKP’yi eritir.  Bir anlamda ANAP’ı eriten süreç, bir takım farklılıklarla Adalet ve Kalkınma Partisi için başlamış durumdadır. ‘Teğet’ geçen son ekonomik kriz bu sürecin alt yapısını hazırlamıştır. Bu süreçte ustaca kullanılan araçlardan biri de, Kandil ve yerel uzantılarıdır.

Baki karer

23.02.2010

Kimin Oğlanları İşbaşında?

KİMİN OĞLANLARI İŞBAŞINDA?

Beklendiği üzere Demokratik Toplum Partisi kapandı.
İsmi her ne kadar ‘Demokratik’se de aslında anti demokratik demek daha iyi olur.
Sistem kendi ucubesini kapattı.
Feodaller ve marabalar arasında bir ayrışma yaşanacak.
Sonuçta, marabaların suyu iyice çıkarıldıktan sonra bir kenera atılacak.
Irak’taki gelişmeler marabaların ömrünü tayin edecek.
Bu anlamda yaşanan süreç her yönüyle ilginçtir.
Bu süreçte Ahmet Türk gibi uysallara ihtiyaç yok.
Çünkü bir türlü ‘yüzer-gezer’ yattaki ‘Tanrı’yı anlamadı, anlatamadı.
Zaten anlamasını da, anlatmasını da istemediler.
***
Önce ‘Açılım’ denildi. Hükümet büyük bir iştahla ‘sorunu’ bitireceğini hesapladı.
Oysa sorun içteydi.
İçe yönelme ise yürek istiyordu.
İç engelin ciddiyetini ve gücünü bildiği için viraj değiştirerek yol almak istedi.
Yıpranan imajını ‘Açılım’la birlikte Doğu ve G.Doğu’da toplayacağı oylarla düzeltmeyi hedefledi.
Pastayı tek başına yemek istedi.
Böylece en az iki seçim sürecini kurtarmaya çalıştı.
‘Açılım’ın bir diğer amacı da, yaşanan ekonomik kriz ortamında kitlelerin dikkatini farklı yönlere çekmekti.
Ama bir takım engelleri hesaplıyamadı;
Birincisi, Ergenekon tutuklamalarıyla engellerin ortadan kalkacağını sandı.
Oysa bu tutuklamalar sadece bir görüntüden ibaretti.
İkincisi, Türkiye’de esas karar verici güçlerin, G.Kürdistan’da ve Irak’ta, istedikleri düzenlemelerde henüz sonuç almış olmamaları.
Rezervlerin tümünü bugünden kullanma işlerine gelmiyordu.
Kullanılacak alternatifleri zamana yaygınlaştırmadan yanaydı.
Bu nedenle, İmralı, birden aktuel kılınırak, devreye sokuldu.
Belli ki bu sefer kulağına çok fena üflemişler.
Önce‘sırtım kaşınıyor’,‘göbeğim’ kaşınıyor yakarmasıyla işe başladı.
Aniden hemen her tarafı kaşındı!
Sonra ‘Yerim dardır, oyanayamıyorum’ dedi.
‘Oğlanlar’ mesajı çoktan almışlardı.
Hemen harekete geçtiler;
İstanbulda bir kız çocuğunu acımasızca yaktılar,
Diyarbakır’da bir genci öldürdüler,
Bakkalları, mağzaları yağmaladılar.
Bunları az görüp, 10 Aralık’ta Reşadiya’de 7 genci kurşuna dizdiler.
‘Bizim oğlanlar’ya da marabalar bayağı ‘iş’ çıkardılar.
İşlenen bu cinayetlere üstelik Dersim’de karıştırıldı.
Dersim işin içine karıştırılmadan taplo tamamlanamazdı.
Verilen mesaj gayet açık!
Artık açıktan oynanıyor.
Görmeyen gözler görsün.
‘Hanım Ağa’lığa oynayan biri, demecini patlattı;
‘Açılım kapandı.’
Hayır, değişen hiç bir şey olmayacak.
Sadece acele edilmeyecek.
ABD’nin Irak’tan çekilmesine paralel olarak adımlar atılmaya devam edilecek.
‘Açılım’denilen sürecin getirileri, sadece iktidar partisine yedirilmeyecek.
Dolayısıyla iktidar partiside bu süreçte daha bir ‘hizaya’ getirilecek.
Kimin oğlanlarının iş başında olduğunun şüphe götürür bir yanı kaldı mı?

Baki Karer
12.12.2009

ROJAVA ÜZERİNE

  ROJAVA ÜZERİNE       Rojava’da   son dönemde olup bitenler, farklı açılardan olabildiğince gündemde tutulmaya çalışılıyor. Pkk-Pyd-Dem...