7 Aralık 2021 Salı

İSMAİL BEŞİKÇİ’NİN TASNİF VE TESPİTLERİ ÜZERİNE


İSMAİL BEŞİKÇİ’NİN TASNİF VE TESPİTLERİ ÜZERİNE

 

    Uzun uzadıya bu yazarın hayat hikayesini kaleme alacak değilim. Sadece 27 Kasım 1998’de Serxwebun’da yayımlanan kin ve nefret dolu bir makalesine kısaca  değinmekle yetineceğim.

    Bu yazar, kendini o kadar meşhur görüyor ki, ne yere ne göğe sığası gelmiyor. Dağları, tepeleri ‘ben yarattım’ diyor. Bu nedenle arkasına almış PKK’lı korumalarını, abasını atmış omuzuna, eline sıkıştırılmış bastonuyla sokakları, caddeleri vs. şakşakçılarına dağıtıyor; her şeyin ‘güzelini’ ve ‘değerlisini’ korumaları adına kaydettiriyor, hem ‘Kral’ hem ‘Tapu Sicil Memuru’ benimdir’ dercesine... Tarafından keskinleştirilmiş bu ve benzeri görevlerin adamı rolü oynamayı kabul etmesi elbette şaşıtıcıdır. Tüm bu çabalara karşın, yukarıda adı geçen odaklarca koruma altında tutulan tek kişilik ‘ülkesi’ ne kadar süre daha yaşar bilemiyorum. Ama unutmasın ki, bayın kurduğu küçük hayali dünyanın dışında yaşanılan kocaman bir gerçek dünya vardır.

    Yazar, küçücük ‘ülkesiyle’ yetinmeyip ve kendine atfettiği ayrıcalıkları az bularak, zaman zaman ona buna saldırmaya kalkışmakta. Bu cesareti gösterirken de, malum Apocu dayıları tarafından dürtüklendiğini inkâr etmemekte. Yani, Apocu odakların emir komutası altında tasnifler yapmanın ve bunu da gizlemenin kolay olmadığını söylemeye gerek yok.

    Apocu korumaları tarafindan çakar-almaz namluya sürülmüş mermi misali hedeflere yönelip duruyor. Kime, niçin, neden yöneldiğinin bilincinde. Bu nedenle de, zaman zaman masum rolü oynamaya kalkışarak, yüklendiği görevi örtülemeye çalışmakta. Evet, bunlar keskinleşmiş, keskinleştirilmiş tespitlerdir. Bu tespitlere karşı çıkacağını hiç sanmıyorum. Zaten tercihlerini baştan beri bu yönde kullanmıştır.

    Bazı çevrelerce, ya da malum çevrelerce Beşikçi’nin sürekli ‘ünlü’ olduğu söyleniyor. Ama ne zaman, nasıl ve neye göre ‘ünlü’ olduğuna açıklık getirilmiyor. Hapishanede uzun süre yattığı öne sürülmekte. Yattığı doğrudur. Tutuklu kalışına her seferinde vurgu yapılması, aslında PKK tarafından nasıl kullanıldığının kesinleşmiş bir başka ispatıdır. Uzun yıllar içerde yatışı, yine de  Aziz Nesin’le yaşanan polemiğin önüne geçmesine engel olmamıştır.

   Beşikçi’nin durduğu zemin görünenden daha da beterdir. Sosyolog ve bilim adamı oduğu iddia edilen Beşikçi’nin, uluslararası alanda hangi araştırma ve incelemelerinin geçerli olduğuna dair bir örnek verilememekte. Bırakalım uluslar arasını, Türkiye’de dahi geçerli olabilecek hangi araştırma ve incelemeleri vardır acaba? Sıradan makale yazarlığı ile bilimsel çalışmaların eşit düzeyde tutma yanlışlığına düşülmesi, kabul edilir bir şey değildir. Elbette Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de sosyolog olarak önplana çıkma, uluslararası alanda kabul görecek eserler ortaya çıkarmanın zor olduğu herkesçe bilinen bir durumdur. Bay bunun bilincindedir. O zaman geriye isminden bahsettirmenin, çok gerilerde olduğu halde önplanda olduğunu göstermenin bir yolu kalmakta; karanlık güçlerin elinde ince elekten geçirilmiş strateji ve taktiğin Kürt ulusu üzerinde uygulamasını yapan PKK’nın sözcülüğünü yapmak.

    Bu derece keskinleşmiş tespitlerde bulunurken, elbette bahsettiğim yazarın, kendinden başka kimsenin, hiçbir bilim çevresinin iddia etmediği, doğrulamadığı ve ‘araştırma ve incelemeri’nden hareket ettiğimi söylemeliyim.

    İsmail Beşikçi, bahsettiğim güçlerin borazancılığını yaparken, hıncını, daha doğrusu, bilimsel verileri temel alarak hareket edememe beceriksizliğini ona buna saldırarak, gereksiz kin ve nefret duygularını etrafa saçarak örtbas etme çabası içinde. Tek telli olma o kadar kaygı uyandıracak bir durum değildir; önemli olan tek telden harikalar yaratma becerisidir. Tek teli çalmasını bilmeyen çok telliyi hiç çalamaz. Ama bay Beşikçi, bunca yıldır bırakın çok telliye geçişi, tek telliyi bile çalmasını öğrenemedi. Ömrünü tek teli dangır-dungur ettirmekle geçiren Beşikçi, bunca uğraşına karşı bir nağme seslendiremedi. Tezeneyi hâlâ parmaklarının arasına bağlıyarak tutturuyorlar. Bu derece açığa çıkmış beceriksizliği örtülemenin olanağı yoktur.

    Ama kabul etmek gerekir ki, hocası çok sabırlı, arka vagona hapsedilmiş Beşikçi’nin çıkardığı gürültüden hiç rahatsız değil. Herkes gürültünün nereden geldiğini tespit etme gayreti içindeyken, hocası lokomotifi istediği yöne rahatça sürüyor.

    Bu arada asistan Beşikçi parmaklarını tek tel üzerinde gezdirirken, birden ‘Buldum’ diye ortalıkta takla atmaya başlıyor. Onlarca yıl sonra da olsa hocasından kopya yapmayı nihayet akıl erdirebilmiş!...

    Beşikçi ‘buluşunu!’ açıklıyor: ’Duyduk duymadık demeyin ey ahaliiii... Çetin Güngör, Resul Altınok ve de Baki Karer ‘HAİNDİİİİİR!..’  ‘Çetin Güngör ve Resul Altınok öldürüldüler, oh oldu, yakında Baki Karer’in ve daha nicelerinin de öldürüldüğünü size müjdeleyivereceğim...’ diye bağırıp durmakta. Böylece İki-üç binler yetmez diyen, birkaç on binlerin kurşuna dizilmesi için kavga veren PKK’yi olumladığının farkında. Devrimcilere-yurtseverlere karşı kahpece sıkılan kurşun haberleri geldikçe, suskunluğunu gizleme ihtiyacı bile duymamakta. Bu tutum, bir çılgınlıktır. ‘Çılgınlıktır’ diyorum çünkü, tüm enerjisini katledilenleri ve katledilmeleri için buyruk verilenlerin tasnifini yapmaya sarfettiğini bağırıp durmakta. Yıllar boyu tek telliyi dangur-dungur ettirmenin verdiği pisikolojik bozukluğun ulaştığı son aşama bu. Özgür, bağımsız düşünerek değerler yaratma becerisi olmayanların varacağı nokta budur. Beşikçi, PKK’yi yücelten tutum ve davranışlarıyla böylesi noktaların simgesi olduğunu kabul eder hale gelmiştir.

    Beşikçi’nin böylesine çılgınca sergilediği düşünce ve davranış biçimini biraz daha irdelemekte yarar var: Bilindiği gibi ırkçılık modern toplumlarda, yani sanayi toplumuna geçişle birlikte ortaya çıkmış ruhsal bir bozukluktur. Bu ruhsal bozukluğun altında yatan nedenleri araştırmak ve ortaya çıkarmak daha çok psikologların görevidir. Beşikçi çok soy-sop, köken sorunuyla ilgilenmesinden olaca ki, ya da aidiyet ilişkileri içinden çıkamamanın getirdiği çözümsüzlükler sonucu, PKK’nin gösterdiği ırkçı davranış biçimlerine göz yummakta. Irkçı davranış biçimlerinden biri de, nefret ve intikam duygularıdır. Nefret ve intikam duyguları da ‘temiz’, ‘saf kan’ ulus yaratma çabaları kadar tehlikelidir. Beşikçi ortaya çıkardığını iddia ettiği projelerine ve bu projeleri doğrultusunda dillendirdiği düşünce kalıplarına karşı aykırı davrananları, daha doğrusu farklı düşünce ileri sürenleri hemen, hiç zaman kaybetmeden ‘Hain’ olarak ilan etmekle kin ve nefretini fütursuzca açığa vurmakta. Ama biliyoruz ki, kin ve nefret duygularıyla hareket edenler, aykırı sesleri, yani farklı düşünce ileri sürenleri sadece hain ilan etmekle yetinmemektedir. ‘Hain’ ilan etme sadece birinci adımdır. Arkasından gelecek ikinci adım, malum ‘katledin’ buyruğudur. Çünkü en ‘doğru düşünce’ kendisine aittir ve bir başkasının doğru düşünce ileri sürmesi ‘olanaksız’dır. İşte bu nedenle PKK’dan aldığı buyrukla Beşikçi, işe önce tasnifle başlamakta ve sonrasında beklenen kararını vermekte;

    1-‘Şahadet şerbeti’ içirilenler; yani kafalarına kurşun sıkılarak ve sıktırılarak kahraman ilan edilenler.

    2-‘Hainler’ ya da ‘zındıklar’; aykırı, farklı düşünce ileri sürdükleri tespit edilmiş olanlar. Yani verilen mahkumiyet sonucu gaz odalarına gönderilenler ve gazlanmak için sırada bekleyenlerdir.

    3-‘Zındık’ ilan edilmek ya da ‘şahadet şerbeti’ içirilmek için sırada bekletilenler. Daha açık bir ifadeyle, kuyrukta bekledikleri için henüz hangi katagoriye alınacakları keskinleştirilmemiş olanlar. Vagondan henüz indirilenler de diyebiliriz bunlara.

    İşte böylesi tasnif ve tetkiklerinden sonra ‘keskinleşmiş’ sonuçlara ulaşan bay Beşikçi, tekmil vermek için gönül rahatlığıyla şefinin huzuruna çıkmaya hazır olduğunu ispatlamış oluyor. Huzurda eline bir tokmak veriliyor ve boynuna paslı bir teneke takılıyor övünç madalyası olarak.

    Beşikçi, eline tutuşturulan tokmağı boynuna takılan paslanmış tenekeye vurmaya devam etsin, çıkan paslar sonuçta zehiri olacaktır.

KASIM 1998

BAKI KARER

Hiç yorum yok:

ROJAVA ÜZERİNE

  ROJAVA ÜZERİNE       Rojava’da   son dönemde olup bitenler, farklı açılardan olabildiğince gündemde tutulmaya çalışılıyor. Pkk-Pyd-Dem...