2 Ocak 2026 Cuma

 




 TEHLİKE NEREDE?

    İnternetten günlük ulusal gazetelere göz gezdirirken, yerel gazete haberlerini de ihmal etmem. Bunlardan birini okurken, ilginç bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı şöyleydi; ‘Ordu’da Cansız Ceset Bulundu!’ Çok ilginç buldum. ‘cansız’ ve ‘ceset’ aynı cümlede yan yana kullanılıyor. Yeni bir gazetecilik örneği! Cesedin canlı olabileceği imasını veren bir cümle. Haberci, son dönemde moda haline getirilmek istenen biçimiyle, ‘ölü ceset’ de diyerek farklı(!) bir haberciliğe de imza atabilirdi. Haberin veriliş biçimine bakıldığında, 81 ilde üniversite açmanın sonuçlarını görüyoruz. Neyse, bir çok açıdan tartışılması gereken bir üslup ve anlayış…

    Esas konumuza gelecek olursak; bu aralar kıyıya vuran ‘cansız ceset’ler hiçte az değil. Bilindigi gibi cesede kadavra da denir. Bu aralar, Marmara ya da İmralı kıyılarında hayalet biçiminde dolaştırılan bir kadavra var; içine bolca ot tıkıştırılarak şişirilmiş bir  kadavra… Ortalıkta dolaştırılan bu kadavrayla ilgili Türküyle, Kürdüyle birçokları harıl harıl tartışmalar yapmakta. Kadavranın etrafında yoğunlaşanlar adeta ilahi bir nefes bekleyişi içinde. Türbelerden medet uman kalabalıklara yön değiştirme gayretlerini görüyoruz. Sadece bu kadar değil; kadavradan kült yaratıp panik bozukluğun egemen olduğu sürüleşmiş kalabalıklarla toplum boğulmak istenmekte. Bu yönlü gayretlerin öncülüğünü yapanlar, her geçen gün daha da netleşiyor. Kıyıya vurmuş ‘cansız ceset’ adına geliştirilen söylemlerle hem Türkün hem de Kürdün kafası adeta bombardımana tabi tutulmakta. Gerçi zaman zaman asıl amacı ortaya koyan söylemlere de şahit olmaktayız. Ama her nedense, amaçlanan hedefler, bazen rastgele, sert fırça darbeleriyle kamufle edilmeye çalışılmakta. Kimilerince düzensizliği ifade ettiği iddia edilen tablonun, aslında sert çizgilerle belirlenmiş belli bir dizaynı içinde barındırdığını anlamak o kadar zor değil.

    Her şeyden önce silahlı teröre, terörizmi temel almış yapılanmalara karşı alınan önlemleri, kan ve gözyaşının durması için yürütülen çabaları destekleme her insanın görevi olmalıdır. Buna karşı duruşun tartışılacak hiçbir yanı yoktur. Sanıyorum art niyetli olmayan hiç kimse de karşı duruş sergilemez. Ama iş, Deli Duru’nun dürüsü misali sosyalizm, Marksizim ve en önemlisi de Kürt milletinin varlığını tartışmaya kadar vardırılırsa, o zaman gerçek hedefler de açığa çıkmış olur. Sosyalizmi bilmeden tartışma, cehaletin en tehlikeli biçimidir. Marksizm hakkında küstah belirlemelerde bulunmaya çalışma, sapıtmanın en uç noktasıdır. Öbür yandan, Kürt milletinin varlığını bile inkâr etme faaliyetlerine yoğunluk kazandırma, adeta cahiliye dönemi uygulamalarıyla özdeştir. Nereden bakılırsa bakılsın, bir dönem silahla yapılan toplumsal dinamiği dağıtma çabalarının yerini, her alanda daha ince elekten geçirilmiş propagandalarla ayak takımını örgütleme faaliyetleri almış durumda. Muazzam bir algı operasyonu yürütülmekte. Yeni bir tür cemaatçilik örgütlenmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılmakta. Yani, cehalet tam  anlamıyla yeni baştan dizayn edilmekte. Aklı başında olan herkes, toplumu toplum yapan değerleri yok etmeye çalışan çapulculuğa karşı iğne oyası  inceliği ve sabrıyla karşı durmalıdır. Terörün her biçimini temel alan bir yapılanmanın, devlet bürokrasisiyle bütünleştirmek istediği kimlik anlayışına karşı tavır sergilenmeli.

    Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir noktaya daha vurgu yapmak gerekir; ‘cansız ceset’ adına geliştirilen söylemler temel alınırsa, ileri sürülen saçmalıkları eleştirme hareket tarzının manivelası yapılırsa, hiçbir alanda başarı beklenmemeli. Pkk/Dem’in propaganda çarkının bir parçası haline gelme tehlikesi, gözardı edilmemeli. Karşı tarafın belirlediği zeminin aktörü olmadan, dönemin koşullarını her açıdan irdeleyen özgün düşünceler ileri sürülmeli ve tartışılmalı.

01.01.2026

Baki Karer

ROJAVA ÜZERİNE

  ROJAVA ÜZERİNE       Rojava’da   son dönemde olup bitenler, farklı açılardan olabildiğince gündemde tutulmaya çalışılıyor. Pkk-Pyd-Dem...